Rusya birinci, Yunanistan ikinci, İsrail üçüncü

01.Ağu.2019 diken.com.tr

Bu bir ‘kazananlar ve kaybedenler’ yazısı.
Başlıkta, ‘kazananlar’ın sıralaması var.
Dolayısıyla anlaşılmıştır; konumuz S-400 meselesi. 
Türkiye ve ABD arasında uzun süredir devam eden köklü anlaşmazlıklardan en çok faydalanan ülke Rusya oldu. Moskova, Ankara’nın kendisine sunduğu altın değerindeki fırsatı büyük beceriyle kullandı ve tarihte ilk kez bir NATO üyesine stratejik silah sistemleri sattı. Tabii bu bahiste, satandan önce alanın hakkını teslim etmek gerekir. Türkiye’nin S-400 hikayesinde, istekli bir alıcı vardır ve bu arzuyu karşılıksız bırakmayan bir de satıcı… Rusya ve lideri Vladimir Putin’e kazandıran, S-400’lerin müşterisi Ankara’dır.
Moskova ve Ankara arasındaki S-400 alışverişi, Türkiye’nin NATO’ya üyeliğini tartışılır hale getirdi. Rusya, jeopolitik ve tarihsel değeri kendisi açısından paha biçilmez olan bu sonucu üstelik bir de paraya tahvil etti; iki milyar dolar kazandı ve bu arada S-400’lerin müthiş reklamını yaptı. Ezcümle kazanan Rusya, kazandıran Ankara’dır; ama Rusya’ya atfedilen başarının vücut bulmasında, izlediği politikalarla Ankara’yı S-400 ‘çözümü’ne iteleyen ABD’nin dolaylı payı azımsanmayacak kadar büyüktür.
Küçük bir hatırlatmada bulunalım: 15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişiminden önce Amerikan baskısı Türkiye’yi Çin hava savunma sistemini almaktan vazgeçirebilmişti. 15 Temmuz 2016’dan sonra ise Türkiye Rusya’dan S-400 almaktan geri durmadı.
Soğuk Savaş sonrasında, geniş Ortadoğu eksenli yeni tehdit ortamına adapte olamayan Türk-Amerikan ilişkilerinde eski ortak çıkarların yerini çok boyutlu çıkar çatışmaları almıştır. İlişkilerin mevcut şartlarda çözümü imkansız bir krize sürüklenmesinde kritik eşiği, 15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişimi oluşturur. 
ABD ve Türkiye arasındaki ittifak ilişkisinin sona ermesinin sonuçlarından biri, Ankara’nın doğu Akdeniz’deki hassasiyet ve çıkarları karşısında Washington’ın bilinçli bir duyarsızlık sergileme temayülüne girmesidir. Bunlar, Kıbrıs meselesi, enerji kaynaklarının paylaşımı konusu ve Yunanistan’la olan Ege sorunlarıdır.
‘S-400 krizi’ bir Amerikan-Türk krizidir ve Yunanistan, bundan en çok istifade eden ikinci ülkedir. 
Türkiye’nin Batı aleminden hızla uzaklaşmasını kendisi için bir fırsata çeviren Yunanistan, Türkiye’ye karşı doğu Akdeniz’de denge unsuru olarak temayüz ediyor.   
Türkiye, F-35 ortak üretim projesinden dışlanarak en az 12 milyar dolar maddi kayba uğratılmak ve bu uçakları alamamak gibi yaptırımlara tabi tutulurken Yunanistan’ın adı F-35’in yeni müşterileri arasında geçiyor. F-35’ler Yunanistan’a verilirse, bunun Ege’de Türkiye’nin aleyhinde ciddi stratejik sonuçları olacak.
F-35’lere gelmeden önce, ABD, İsrail, Yunanistan ve ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ adıyla tanınan Güney Kıbrıs’ın, doğu Akdeniz’de enerji arzı ve güvenliği alanında Türkiye’yi dışlayan bir işbirliği içinde olduklarını hatırlatmak lazım. Bu dört ülke, doğu Akdeniz’den çıkacak İsrail ve Kıbrıs doğal gazının Kıbrıs üzerinden Yunanistan’a, oradan da İtalya’ya ihracını öngören bir boru hattı projesini gerçekleştirmek için çalışıyorlar. Bu dört ülkenin liderleri, 2018’in aralık ayında İsrail’in Beerşeba kentinde yaptıkları toplantının ardından, geçen 20 Mart’ta Kudüs’te tekrar bir araya geldiler. ABD’nin, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo tarafından temsil edildiği zirvenin sonunda yapılan ortak açıklamada liderler, “ülkeleri arasındaki enerji ve güvenlik işbirliğinin harici kötücül tesirlere karşı savunulacağını” kaydettiler. “Harici kötücül tesir” derken Türkiye’yi kastettikleri aşikardı.
Yunanistan bu iki zirvede eski başbakanları Aleksis Tsipras tarafından temsil edilmişti. Ülkede 7 Temmuz’da  yapılan genel seçimleri kazanan Kiriakos Miçotakis liderliğindeki merkez sağ eğilimli Yeni Demokrasi hükümeti, iş başına gelir gelmez Türkiye’ye karşı Yunanistan’ın ABD nezdindeki konumunu sağlamlaştırmak için sembolizm ve fırsatçılık kokan bir adım attı. Yeni Yunan hükümeti 12 Temmuz’da, Venezuela’da Maduro’yu devirmek isteyen ABD’nin desteklediği muhalefet lideri Guaido’yu ‘geçici başkan’ olarak tanıdı. Miçotakis’in koltukta henüz bir haftayı doldurmadan, Maduro’ya aktif destek veren Ankara’ya nispet yaparcasına aldığı bu karar, kendisinin ABD’yle ilişkilere atfettiği önemi sembolize ediyordu. Miçotakis’in Guaido’yu tanıması, ABD Başkan yardımcısı Mike Pence ve Başkan Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton tarafından takdirle karşılandı.
Diğer yandan, ABD Kongresi de boş durmuyor… ABD’nin Kıbrıs konusunda kurduğu dengeyi Türkiye aleyhinde bozan, Türkiye’nin doğu Akdeniz’deki ekonomik ve siyasi çıkarlarına doğrudan bir meydan okuma niteliğinde olan iki partili (bipartisan) bir yasa tasarısı 26 Haziran’da ABD Senatosu’nun Dış İlişkiler Komitesi’nden geçti. ‘Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji Ortaklığı Yasası’ adını alan bu yasa tasarısı geçen nisan ayında Demokrat Senatör Bob Menendez ve Cumhuriyetçi muadili Marco Rubio tarafından sunulmuştu. Dış İlişkiler Komitesi’nde sadece iki üyenin itirazıyla karşılaşan tasarı önümüzdeki yasama döneminde yasalaştığı takdirde Türkiye’nin doğu Akdeniz’deki çıkarları önemli bir darbe alacak. Tasarıda, Rus savaş gemilerinin Kıbrıs Rum limanlarından faydalanmaması ve Kıbrıs Rum kesiminde para aklanmasının önlenmesi hususunda yönetimin ABD’yle işbirliği yapması koşullarına bağlı olarak, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne Amerikan silah ambargosunun kaldırılması öngörülüyor. 
İkincisi, ‘ABD-Doğu Akdeniz Enerji İşbirliği’ başlığı altında ABD’nin, İsrail, Yunanistan ve ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ ile işbirliğini geliştirmeyi hedefleyen ortaklıklar kurması isteniyor. 
Tasarıda Rusya’dan S-400 alması nedeniyle Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının verilmemesi ve buna ilaveten açılımı ‘Amerika’nın hasımlarına yaptırımlar yoluyla karşı koyma yasası’ olan 2017 tarihli ‘CAATSA’ yasası uyarınca yaptırım uygulanması gereği vurgulanıyor.
Nihayet İsrail ‘S-400 krizi’nden en kazançlı çıkan üçüncü ülkedir. İsrail doğal olarak tehdit algıladığı Türkiye’ye F-35 verilmemesi için medya aracılığıyla da lobi faaliyeti yürütüyordu. Türkiye’nin şimdi F-35’lerden mahrum kalması sayesinde İsrail, geniş Ortadoğu bölgesinde F-35 filolarına sahip tek ülke olarak uzun süre değişmeyecek bir stratejik üstünlük sağlamıştır.




21.08.2019 Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
10.08.2019 How 2016 coup attempt led Turkey to buy Russian air defenses

Son makaleler (10)
21.08.2019 Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
15.08.2019 Fırat’ın doğusu: Kim ne aldı, ne verdi, kim kimi yendi?
10.08.2019 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’ye S-400 aldırdı
04.08.2019 İktidar, Suriyelilerle baş başa, karşı karşıya
01.08.2019 Rusya birinci, Yunanistan ikinci, İsrail üçüncü
26.07.2019 Krizin temelinde derin güvensizlik var: Amerikan tehdidi, Rusya’dan S-400 aldırdı
22.07.2019 Sputnik Türkiye’nin geçici ‘yol arkadaşlığı’
16.07.2019 Babacan’ın hedefi Türkiye’yi dünyayla barıştırmak
15.07.2019 Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
11.07.2019 SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi

Paylaştıklarım
24.09.2018 “Gezi kuşağı” Türkiye’yi neden terk ediyor? Kadri Gürsel ile “beyin göçü” üzerine söyleşi
24.04.2018 SAVUNMA
20.10.2017 Kadri Gürsel ile söyleşi: Türkiye’nin gidişatı
11.09.2017 Bylock’çular aradı diye değil muhalif olduğum için tutukluyum
03.09.2017 Kadri Gürsel: Türkiye adaletsiz yaşayamaz
20.08.2017 Kadri Gürsel'den mesaj var: Ülke bekası tehlikede
27.07.2017 İçerideki babaya mektup... Özgür olmanı dört gözle bekliyorum
25.07.2017 Kadri Gürsel tarihe geçerken - Emre Kongar
24.07.2017 Kadri Gürsel'in savunması: FETÖ'nün adı henüz 'cemaat'ken AKP'yi uyardım
24.07.2017 Kadri Gürsel'in ifadesinin tam metni