Osman Kavala’nın mahpusluğu utandırıyor

02.Eki.2019 diken.com.tr

1 Ekim 2019, Osman Kavala’nın hapisteki 700’ncü günüydü. Kavala, ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçunu işlediği iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılmak isteniyor.
Tutuklanmasının gerekçesi de bu çok ciddi suçlamaydı. Osman Kavala bu suçu nasıl işlemiş, kendisini cebir ve şiddetle bağdaştırmak için iddia makamının elinde hangi deliller varmış, görelim diye beklerken aradan 477 gün geçti ve nihayet 20 Şubat 2019’da iddianame ortaya çıktı. 
657 sayfalık belgede delil yoktu ama Kavala ‘Gezi’nin finansörü olmakla suçlanıyordu. Delil niteliği taşımayan şeylere ‘delil’ muamelesinin yapıldığı bu iddianame ancak bir hukuk rezaletinin belgesi olabilirdi. Yaratılan bir olağanüstülük halinin sunduğu fırsattan, Türkiye’nin en önde gelen sivil toplum liderinin hapse atılıp orada tutulması için istifade edilmişti. Böylece Türkiye’nin sivil toplumu sindirilmek, dağıtılmak, etkisizleştirilmek isteniyordu. 
Yargının sivil topluma karşı bir silah olarak kullanılmasıyla karşı karşıyaydık.
8 Ekim 2019’da, Osman Kavala yargılandığı ‘Gezi Davası’nda üçüncü kez hakim karşısına çıkacak. Üçüncü celsede, kendisini yargılayan İstanbul 30’ncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin başkanı resmen üçüncü kez değişmiş olacak.
Bu da Kavala’nın aşırı uzun tutukluluk süresi ve bomboş Gezi iddianamesi gibi davadaki tuhaflıklardan biri.
24-25 Haziran’daki birinci celsede mahkemenin başkanı Utku Ercan izinli olunca yerine Mahmut Başbuğ vekaleten başkanlık yaptı. Ardından Başbuğ 18-19 Temmuz’daki ikinci celseye asaleten başkan atandı. Celsenin sonunda Kavala’nın tutukluluğuna oy çokluğuyla karar verilirken mahkeme başkanının tahliye yönünde karşı oy kullandığı görüldü. Bunun üzerine Hakim ve Savcılar Kurulu 30’ncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin iki heyet halinde çalışmasına karar verdi; Başbuğ başkanlığındaki mevcut heyet başka davalarla görevlendirilirken, Gezi Davası’na bakacak heyetin başına Galip Mehmet Perk getirildi. 
Yargıdaki iktidar grupları arasındaki güç savaşlarının son zamanlarda bazı karar ve uygulamalar üzerinde etkili olmaya başladığı görülüyor. Tek tutuklu sanığı Kavala’nın ekseninde ‘Gezi Davası’ da bu sürtüşme alanlarından biri haline geldi.
Selahattin Demirtaş’la birlikte Osman Kavala’nın da mahpusluğunun devamını isteyen bir grubun olumsuz nüfuzu karşısında, ‘Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni sahiplenen bir grup da Kavala’dan bu doğrultuda bir ‘vitrin yüzü’ olarak yararlanmak istiyor.
Ne kadar başarılı olacaklarını göreceğiz.
‘Yargı reformu paketi’, 1 Ekim 2019’da başlayan yeni yasama yılının öncelikli gündem maddesi. Yasalaşması, dünyaya ve özellikle de Avrupa’ya bu paketle birlikte Türkiye’de bir şeylerin gerçekten de değiştiği minvalinde bir mesajı iletmeye tek başına yetmez. Dünya, Türkiye’deki aşina olduğu güncel hukuksuzluk ve adaletsizlik sorunlarından en azından bazılarının hallolduğunu görmek ister. Bu algıyı yaratmak için sadece birkaç yol var. Bu yollardan biri, Kavala’yı özgürlüğüne kavuşturmak. Soruna bu açıdan bakanların istediği olursa, ‘yargı reformu paketi’ Kavala’nın uzayıp giden haksız, hukuksuz mahpusluğunun yarattığı utançtan Türkiye’yi kurtarabilir. 
Gezi Davası’nın celse tarihleri bile bahse konu gruplar arası güç mücadelesinin mantığı içinde bir bağlama oturuyor ve dolayısıyla rastlantı değil. 18 Temmuz’daki ikinci celse tarihinin saptanmasında Meclis’in ‘reform paketi’ni çıkaracağı beklentisi rol oynadı. 18 Temmuz aynı zamanda Meclis’in tatile gireceği tarihti. Lakin iktidarın 23 Haziran’daki İstanbul tekrar seçimlerinde aldığı yenilginin etkisi ve bazı iç anlaşmazlıklar nedeniyle ‘reform paketi’ 18 Temmuz’dan önce Meclis’e sunulamadı. Paket 18 Temmuz’dan önce Meclis’ten geçmiş ve Kavala 18-19 Temmuz celsesinde tahliye edilmiş olsaydı ‘reform‘ taçlandırılmış olacaktı. Üçüncü celse de ‘reform paketi’nin gündemde olduğu bir tarihte, 8 Ekim’de yapılıyor. Kavala bu celsenin sonucunda tahliye edilmezse, bir sonraki celse için yakın bir tarih verilmesi, ‘reform paketi’ atmosferinde Kavala utancının son bulması hususunda ümit veren bir işaret olarak görülebilir. 
2 Ekim 2019 da Osman Kavala’nın doğum günü. 62 yaşını esaret altında tamamlayıp 63 yaşına giriyor.
Türkiye’ye yaşatılan utancın ve kendisine yapılan büyük haksızlığın son bulması umuduyla Osman Kavala’nın doğum gününü kutluyorum.