Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı

18.Haz.2019 diken.com.tr

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 17 Haziran’da İstanbul’daki Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, 23 Haziran’da YSK vasıtasıyla tekrarını temin ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini Ekrem İmamoğlu’nun yeniden kazanacağını, farkında olarak ya da olmayarak teslim etti.
Erdoğan’ın bunu nasıl yaptığını göstermeden önce konuşmasının ilgili kısmını olduğu gibi aktarıyorum:
“Herkesi kucaklamak için geliyorum diyen kişi, Ordu’da bu devletin, bu milletin valisine ‘it’ diyor. Bu nasıl kucaklama yahu? Sen her şeyden önce bu milletin valisine tahammül edemiyorsun. Sen İstanbul gibi bir şehre belediye başkanı olmak için yola çıkıyorsun. Böyle bir kişi benim milletimden, başta Ordu valimizden özür dilemedikçe böyle bir adaylığa layık olmaz, böyle bir makama gelemez. Bu makamda bulunanların her şeyden önce edeple bu makama gelmesi lazım.”
Anlaşılacağı üzere Erdoğan, İmamoğlu’na karşı sürdürdükleri negatif kampanyayı, bunun ana sütunu haline getirdikleri ‘Ordu hadisesi’nin de üzerine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamına taşıyor; “İmamoğlu böyle bir makama gelemez” diyor.
Demek ki esas mesele artık Ordu valisine ‘it’ dediğini iddia ettikleri İmamoğlu’nun, üzerine bu kabahat atılı olduğu halde ‘herkesi kucaklayamayacağı’ değil. İmamoğlu bu durumda bile yeterli oranda muhafazakar seçmeni kucaklamış zaten. Bu hakikati kendileri de görüyor olmalı. Zaten İmamoğlu seçmeni kucakladığı için 23 Haziran akşamı ‘makama geliyor.’ Bu sonucu kendilerinin önüne konan araştırmaların da artı-eksi hata payı tesellisi bırakmadan net olarak ilan ettiğini biliyoruz. Erdoğan, İmamoğlu’nun yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmek üzere olduğunun farkında ki negatif söyleminin mevziini, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamında tesis ediyor. 
Konuşmalarını on yıllardır dinlediğim ve söylemini anladığım Erdoğan, İmamoğlu’nun seçilmesini önleyebileceğini hissetseydi, ‘Ordu hadisesi’ dolayısıyla CHP adayına “Bu millet seni sandığa gömer” der, ‘makama gelmek’ten falan hiç bahsetmezdi. Erdoğan ‘sandığa gömmek’ şeklindeki ifade kalıbını geçmişte rakipleri karşısında çok kullanmıştır ama 23 Haziran’a birkaç gün kala buna müracaat edemiyor. Çünkü İmamoğlu’nu ‘sandığa gömemeyeceklerini’ biliyor.
31 Mart Yerel Seçimleri için ‘Cumhur İttifakı’nın muhalefete karşı sürdürdüğü kutuplaştırıcı ‘illet-zillet-beka’ kampanyasında yükün çoğunu sırtlayan partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tarz korku siyasetinin kazandırmadığını görünce 23 Haziran İstanbul tekrar seçimi öncesinde ortağı Devlet Bahçeli ile birlikte geri çekilmişti. Erdoğan’ın şimdi, seçime bir haftadan az bir süre kala yeniden, alışılmış üslubuyla geri dönmesindeki esas amaç İmamoğlu’nu sandığa gömmek olamaz. Erdoğan, CHP adayının Binali Yıldırım’a siyasi deprem etkisi yaratacak kadar büyük bir fark atmasını önlemenin gailesi içinde. 8 Nisan’da Erdoğan, İmamoğlu’nun 31 Mart’taki seçim galibiyetini beğenmeyerek “13-14 bin oy farkla kimsenin kazandım deme hakkı yoktur” demişti. Bugün İmamoğlu’na 23 Haziran’da “Kazandım” deme hakkını en azından zihninde teslim ettiğini anlıyoruz. 23 Haziran kendisi için bir-iki puanlık, idare edilebileceğini umduğu bir yenilgi olsun istemektedir.
Erdoğan Haliç Kongre Merkezi’ndeki konuşmasında, Ordu valisine de mesaj vererek, “Valimiz tabii ki bunu yanına bırakmayacaktır. Davasını açmak suretiyle süreci devam ettirecektir” dedi. Umarım vali dava açar ve bunun sonucunda, İmamoğlu’nun sırtı kameraya dönük iken kaydedilen videodaki sesinin hece silme yoluyla manipüle edilerek bahse konu hakarete dönüştürüldüğü adli süreçte bilimsel olarak kanıtlanır.
Türkiye’de 17 yıldır iktidarda olan bir partinin İstanbul’da haksız ve hukuksuz biçimde tekrar ettirdiği yerel seçimde rakibini yıpratmak için önce Pontus fantezisi üzerinden, o geri tepince de ‘Ordu hadisesi’nde ses mühendisliği vasıtasıyla oyun kuracak kadar irtifa kaybetmesi hüzün vericidir. Kaydedilen aslında, iktidarın önlenemez iniş momentumunda düştüğü irtifadır.




15.07.2019 Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
26.06.2019 Why Erdogan’s historic Istanbul defeat is irreparable

Son makaleler (10)
15.07.2019 Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
11.07.2019 SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
04.07.2019 İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
27.06.2019 Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
26.06.2019 Erdoğan tarihi İstanbul yenilgisini neden telafi edemez?
21.06.2019 İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
19.06.2019 Erdoğan en büyük iki hatasının sonuçlarıyla yüz yüze
18.06.2019 Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
13.06.2019 Erdoğan’ın seçim kazanma makinesi eskidi ve paslandı
11.06.2019 Yorum – Kadri Gürsel (12): “ABD’nin asıl amacı Türkiye’ye F-35’leri vermemek, S-400 almasını engellemek değil”

Paylaştıklarım
24.09.2018 “Gezi kuşağı” Türkiye’yi neden terk ediyor? Kadri Gürsel ile “beyin göçü” üzerine söyleşi
24.04.2018 SAVUNMA
20.10.2017 Kadri Gürsel ile söyleşi: Türkiye’nin gidişatı
11.09.2017 Bylock’çular aradı diye değil muhalif olduğum için tutukluyum
03.09.2017 Kadri Gürsel: Türkiye adaletsiz yaşayamaz
20.08.2017 Kadri Gürsel'den mesaj var: Ülke bekası tehlikede
27.07.2017 İçerideki babaya mektup... Özgür olmanı dört gözle bekliyorum
25.07.2017 Kadri Gürsel tarihe geçerken - Emre Kongar
24.07.2017 Kadri Gürsel'in savunması: FETÖ'nün adı henüz 'cemaat'ken AKP'yi uyardım
24.07.2017 Kadri Gürsel'in ifadesinin tam metni