2017 yılına girerken bir ‘palto’ hikâyesi - Ertuğrul Özkök

22.Aralık.2016
Hürriyet - Ertuğrul Özkök

SİLİVRİ soğuk... Her zamankinden de soğuk cezaevinin duvarları...
Gazeteci, eşine haber gönderiyor...
 
“Bana bir palto ve bir çift bot getir lütfen...”
***
Eşi alıp götürüyor...
Ancak kapıdan verilen cevap şu:
 
“Kapüşon şartlara uygun değil...”
***
Bir başkasını götürüyor.
Ceket düğmelerine takmış Türk adaleti yine hayır diyor:
 
“Bu düğmeler cezaevi şartnamesine uygun değil...”
***
Eşi istenen şartları yerine getirmek için Levent’te bir mağazaya giriyor ve daha iki cümle söylemişken, satış elemanı son derece nazik bir sesle sözünü kesiyor:
 
“Cezaevi için mi hanımefendi...”
***
Arkasından ikinci soru:
 
“Eşiniz gazeteci mi yoksa akademisyen mi...”
Evet bu olay, 45 gündür neyle suçlandığını tam olarak bilmeden içeride yatan gazeteci arkadaşımız Kadri Gürsel’in hikâyesidir.
***
Bu ülkenin yetiştirdiği en bilgili, en nazik, en dürüst gazetecilerinden birinin hikâyesi...
FETÖ ile yakından uzaktan hiçbir ilişkisi olmayan, hayatı terör örgütleriyle mücadele ile geçmiş bir demokrat...
***
 
Gogol’un “Palto” hikâyesi 1842’de yayınlanmıştı.
Bu da 2016 yılının son ayında yazılan bir palto hikâyesi...
Ülkemizin 2017 yılına nasıl bir demokrasi sicili ile girdiğini gösteren hazin bir hikâye...

HEPİNİZE SELAMLAR İÇERİDEKİ ARKADAŞLAR
- Murat Sabuncu, Musa Kart ve Cumhuriyet gazetesinden arkadaşlarımız...
- Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Ali Bulaç, Şahin Alpay, Mümtazer Türköne, Hüsnü Mahalli... m Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay... Ve tutuklu öteki gazeteciler... Sizi unutmadık...
Hepinize selamlar...

GÜNÜN ŞARKISI
NİALL HORAN: “This Town (Tiesto Remix)”
Bu çocuk harika söylüyor. Şarkı çok güzeldi. Yeni çıkan Tiesto Remix’i de yılbaşı için harika bir dans şarkısı olmuş.
Bugünden dans etmeye başlayabilirsiniz.

NİHAYET MAKUL BİR ÇİZGİYE GELİYORUZ
TÜRKİYE, İran ve Rusya arasında varılan anlaşmanın Türkçesi şöyle:
- BİR: “Esed” siyaseti dönemi kapandı.
Yani Türkiye, Esad’ı devirme politikasından vazgeçiyor.
Akıllıca bir karar...
***
- İKİ: “Nusra” politikası değişiyor.
Türkiye bugüne kadar Nusra’yı meşru muhalefet olarak kabul ediyordu.
Önceki günden itibaren bu örgütü de “Ortak mücadele edilecek terör örgütü”listesine alıyor.
Bu da akıllı bir karar...
***
- ÜÇ: Kısaca... Moskova anlaşması, Ahmet Davutoğlu siyasetinin sona erişianlamına geliyor.
***
Emin olun Türkiye açısından en makul ve en iyi çizgi bu olacaktır.

YILBAŞI İÇİN YENİ TÜRK ŞARKILARINDAN SEÇME
- Mabel Matiz: “Fena Halde”... Tipik bir Mabel Matiz şarkısı. Artı çok güzel bir ritim. Sözler her zamanki gibi iyi...
***
- İpek Demir: “Unutuverdim”... “Sana söyleyecek sözlerim vardı/İnan biraz önce tam aklımdaydı/Seni görünce heyecan sardı/Yanına gelince unutuverdim”...Herkesin yüreğinde bir noktaya dokunacak çok sıradan ama harika sözler.
- Koliva: “Oy Oy Sevdiğum”... Hepimizin “Türkiye” dediğimiz bir günde, “Ben sana gönül vermem/Sen unutursun çabuk” sözleriyle Karadeniz’e götürüyor...
***
- Fate Fat: “Sokağın Kafası”... Türk rap’i nedir diye sorarsanız, işte budur. “Bizi kaydetmişler doğarken/Kaybedenler kulübüne” cümlesiyle başlayan damardan bir Türk arabesk rap’i... Genç bir Türk sokağının hikâyesi...
- Sinan Akçıl: “Başka Şansın Yok”... Çok güzel bir yılbaşı şarkısı... Mustafa Sandal’ın eski şarkıları tadında. Değişik, harika bir ritim. Ah bir de girişteki o detone konuşma olmasa... Vallahi “Tam işte bu şarkı” diyeceğim.
***
- Sinan Özen: “Yıkılır İstanbul”... “Vallahi yıkılır İstanbul bu gece/Sen öyle salına salına gelince.” Sinan Özen’in şarkılarını severim. Bunu da çok sevdim.

GÜLEN, ‘CEKETİMİZİ ALIP BU OKULLARI DEVLETE DEVRETMEYE HAZIRIZ’ DEMİŞ
GEÇEN gün Darbeler Komisyonu raporunu okurken şu ilginç bölüm dikkatimi çekti.
***
“Komisyonumuzca 15.10.2012’de bilgisine başvurulan Zaman gazetesi imtiyaz sahibi Alaaddin Kaya, (şu an FETÖ davasından tutuklu) asker ve medya ilişkilerine dair yaptığı açıklamada şunları söyledi:
 
‘Dönemin Devlet Bakanı Işılay Saygın Hanımefendi, onunla bir sohbet sırasında Çevik Bir’in kendisinin mahalleden arkadaşı (olduğunu söyledi)... Neticede Işılay Saygın Hanımefendi’yle beraber Genelkurmay’a gittik... O günün şartlarında Sayın Gülen.. biz bu okulları devletimize devredelim, bu olay burada kapansın dediler.
 
Bu anlamda benim Genelkurmay’a gittiğim gün aynı zamanda Hürriyet ‘Gülen okulları devrediyor’ başlığıyla çıktı.
 
Sayın Çevik Bir, ‘Sabahtan beri karargâhın bir numaralı gündem maddesi okulları kaça alacağımızın hesap edilmesidir’ dedi.
 
Ben çok şaşırdım dedim yani bunu vermek isteyenler ceketleriyle beraber verecekler, ben öyle hissediyorum siz bu para işini nereden çıkarttınız, böyle bir şeyi nasıl düşünebilirsiniz. İnanamadı, oturmuşlar uzun uzadıya maddi hesaplar yapmışlar bu okulları kaça alırız filan diye...”
***
 
Gülen devlete açıkça “Bu okulları devralın” demiş...
Devlet 28 Şubat ortamında bu okulları devralsaydı acaba bugünkü iktidar, onun yanlıları, neler derlerdi...
***
AKP iktidarının ilk 12 yılında hasret ve bağlılık selamları gönderdiği Gülen’in bu okullarını Milli Eğitim’e geçirseydi iyi olmaz mıydı...
***
Yani bugün herkes ağzına geleni söylüyor ama o günlere bakınca görüyorsunuz ki...
Kimse masum değilmiş...

ŞUURSUZ ADAM, YANİ KATİL FETÖ’CÜ ÇIKINCA DEVLET TEMİZE Mİ ÇIKIYOR
ADAM hayâsızca saldırıyor Hürriyet’e...
Neymiş, Rus Büyükelçi’yi öldüren katil haberinde hiç FETÖ’cü kelimesi geçmiyormuş...
Koskoca Almanya, aradan 48 saat geçmiş, hâlâ katil için “IŞİD’ci militan” diye açıklama yapmıyor... Ama bizim arkadaş, daha katil cesedin başında elinde silah dolaşırken teşhis etmiş...
Tamam adam FETÖ’cü...
Eee ne oldu şimdi...
Desteklediğin iktidar, onun istihbaratı, polisi, elini yıkayıp attı mı sorumluluğu üzerinden yani...
Sen onu bunu bırak da şu soruyu niye sormuyorsun...
Nasıl oluyor da bu adam hâlâ o polisin içinde... Nasıl oluyor da 8 defa Cumhurbaşkanı’nın korumasını yapmış...