Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu

08.May.2018 Cumhuriyet

Muharrem İnce, geçen cumartesi memleketi Yalova’da “CHP’nin cumhurbaşkanı adayı” olarak düzenlediği ilk mitingde, iktidarın 2010’dan bu yana muhafazakâr Sünni seçmeni kendi safında konsolide etmek için CHP’ye karşı sahnelediği mezhepçi siyaset oyununun artık miadını doldurduğunu ilan etti.
İnce, Yalova’nın merkezindeki Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran büyük kalabalığa seçim otobüsünün üzerinden hitap ederken şunları söyledi:
“Ben hepinizin cumhurbaşkanı olacağım, seksen milyonun cumhurbaşkanı olacağım. Bakın ilan ediyorum buradan, ilan ediyorum: Aleviler! Benim cumhurbaşkanlığımda haksızlığa uğramayacaksınız. Neden? Aleviler şehit oluyor, askere gidiyor, vergi veriyor ama biz Sünnilerin camisinin imamının maaşını devlet ödüyor ama Alevilere yardım etmiyor devlet. Olmaz böyle kardeşlik.”
İnce’nin konuşmasından alıntıladığım bu bölümde üç husus önemli. Bunlardan ikisini görmek için alıntıyı okumak yeterli.
Birincisi şu: İnce, “Aleviler!” diyor... Doğrudan, adını koyarak Alevilere hitap ediyor; “Alevilere yönelik haksızlıklara son verileceğini” bir kampanya vaadi olarak dile getiriyor.
Önemli, çünkü Alevilerin sorunlarına ilk mitingde yapılmış kuvvetli bir vurgu bu...
Aleviler CHP’nin seçmen tabanında ve örgütünde önemli yer tutarlar, laik bir Cumhuriyetin kararlı savunucularıdırlar. Üstelik AKP Türkiye’sinde Alevilerin sistemli bir ayrımcılığa tabi tutulup dışlandıkları kimse için bir sır değildir.
CHP, 12 Haziran 2012 Genel Seçimleri için yayımladığı bildirgenin “Laiklik ve İnanç Özgürlüğü” bölümünde Alevilere bir cümleyle yer ayırmış ve “Alevi yurttaşlarımızın eşit yurttaşlık talebini her alanda hayata geçireceğiz” demişti.
CHP’nin 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 genel seçimleri için hazırladığı bildirgelerde ise Alevilerin adı zikredilmemiş ama mustarip oldukları sorunlardan bahsedilmişti.
2011 ve 2015’teki genel seçim kampanyalarında Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun Alevilerin maruz kaldıkları baskı ve ayrımcılığa, çözülmesi gereken ve adı konulmuş bir sorun olarak hak ettiği yeri ayırdığı da öne sürülemez.
Diğer taraftan İnce’nin vaadi CHP Programı’nda da yer alıyor. “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yeniden yapılandırılması” bahsinde Alevilerin bu kurumda temsil edilmesi ve devletin camilere sağladığı destekten cemevlerinin de yararlandırılması CHP’nin hedefleri arasında geçiyor. Lakin vaatleri seçim meydanlarında söze dökmek, programlarda kayda geçirmekten daha etkili.
Şimdi gelelim İnce’nin konuşmasındaki ikinci hususa.
“Biz Sünniler” diyor Muharrem İnce...
Dikkatinizi çekerim: Alevilerin sorunlarını çözmeyi vaat edip onlara sahip çıkarken “Biz Sünniler” diyen bir CHP cumhurbaşkanı adayı var karşımızda... “Sünnilerin camisinin imamının maaşını devlet ödüyor” derken kendisinin de Sünni olduğunu açıklıyor, “Ama biz Sünnilerin...” diye konuşuyor.
Ve nihayet üçüncü önemli husus... Bu, yaptığım alıntıyı okuyarak değil, Muharrem İnce’nin vücut diline bakarak vakıf olabileceğiniz bir ayrıntı. YouTube’da videosu var, seyredebilirsiniz. İnce, “Ama biz Sünniler” dediği sırada kendisini işaret etmek için elini birkaç saniye kalbinin üzerinde tutuyor...
Ve bir soru: Muharrem İnce, Alevilerin çiğnenen eşit yurttaşlık haklarını savunacağını vaat etmek için kendisinin Sünni olduğunu açıklamak zorunda mıydı?
Böyle bir mecburiyeti yoktu tabii ki ama siyaseten bunu tercih etti.
Geçmiş yıllarda, özellikle de 12 Eylül 2010 referandumu, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ve 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı Seçimi kampanyaları sırasında henüz Başbakan olan Erdoğan’ın, meydanlarda Kılıçdaroğlu’nun Alevi kökenini taraftarlarına defalarca hatırlatarak CHP’ye karşı mezhepsel fay hatlarına yüklediği negatif enerjiyi faydalı yönde dönüştürmek olabilirdi amacı...
Muharrem İnce reel politikayı maharetle uygulayan ve iletişimde tekrarın faydasını bilen bir siyasetçi. Bu yazının konusu olan mesajını da çeşitli vesilelerle tekrarlayabilir.
İktidarın CHP’ye karşı oluşturduğu mezhepçi algının yıkılması Türkiye’nin selameti için elzemdir. Bu husustaki başarı Muharrem İnce’ye aitse, başarının önünü açan kişi de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olacaktır.




15.01.2019 Ankara's east-Euphrates vision more dream than plan
15.01.2019 Ankara’nın Fırat’ın doğusunu devralma iddiası neden gerçekçi değil?

Son makaleler (10)
15.01.2019 Ankara’nın Fırat’ın doğusunu devralma iddiası neden gerçekçi değil?
28.12.2018 2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
24.12.2018 “Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
20.12.2018 Erdoğan’ın 'ikinci Gezi' kaygısı ne kadar sahici?
08.12.2018 Çin, Türkiye’yi ucuza mı kapatacak?
27.11.2018 Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
09.11.2018 Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
05.11.2018 Osman Kavala’nın bir yıldır süren esrarengiz hapisliği
25.10.2018 'Kanal İstanbul' ekonomik kriz yüzünden rafa mı kalktı?
25.10.2018 Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi

Paylaştıklarım
24.09.2018 “Gezi kuşağı” Türkiye’yi neden terk ediyor? Kadri Gürsel ile “beyin göçü” üzerine söyleşi
24.04.2018 SAVUNMA
20.10.2017 Kadri Gürsel ile söyleşi: Türkiye’nin gidişatı
11.09.2017 Bylock’çular aradı diye değil muhalif olduğum için tutukluyum
03.09.2017 Kadri Gürsel: Türkiye adaletsiz yaşayamaz
20.08.2017 Kadri Gürsel'den mesaj var: Ülke bekası tehlikede
27.07.2017 İçerideki babaya mektup... Özgür olmanı dört gözle bekliyorum
25.07.2017 Kadri Gürsel tarihe geçerken - Emre Kongar
24.07.2017 Kadri Gürsel'in savunması: FETÖ'nün adı henüz 'cemaat'ken AKP'yi uyardım
24.07.2017 Kadri Gürsel'in ifadesinin tam metni