Kadri Gürsel'den mektup var

25.Oca.2017 Cumhuriyet

'FETÖ' ve PKK'yle ilişkili olduğu iddiasıyla Cumhuriyet yazar, çizer ve yöneticilerimizden 10'u 82 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor... Yazarımız Kadri Gürsel, cezaevinden Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'ne (TGC) bir mektup gönderdi. Söz konusu iddiaların delillerle desteklenmediğini belirten Kadri Gürsel, "İddialar delillerle destekleniyor olsaydı, hakkımızda bir yargı süreci söz konusu siyasi operasyonun amacı doğrultusunda başlatılabilirdi" dedi.

Gürsel, "Zaman geçiyor, tutukluluğumuz bir cezaya dönüşüyor ve yargısız infaza maruz bırakılıyoruz. Gariptir hakkımızda hiçbir suç delili olmadığı için suçluyuz" ifadesini kullandı.
Gazeteciliğin kriminalize edilmesi ve gazetecilerin hiçbir şekilde suç oluşturmayan mesleki faaliyetlerden suçlanarak cezaevinde tutulmasının bir kez daha Türkiye'deki basın özgürlüğü ve hukuk açığının başlıca sorunlarından biri haline geldiğini ifade eden Kadri Gürsel 'in TGC'ye gönderdiği mektup şöyle:

"Tutuklu kalmamız isteniyor ve bu içinde bulunduğumuz dönemin bir karakteristiği"

"Hepinize Silivri Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu 9 Nolu Cezaevi B Blok 25 nolu koğuştan selam ve sevgiler. Koğuş arkadaşlarım Turhan Günay ve Musa Kart’ın da hepinize çok selamları var. Basın özgürlüğünün alabildiğine baskılandığı, ifade özgürlüğünün cendereye alındığı, toplantı ve gösteri yapma özgürlüğünün neredeyse ortadan kaldırıldığı bu zor dönemde, hapisteki gazetecilerin ve genelde gazeteciliğin mücadelesini diri tutma çabanızı şükranla karşılıyoruz.
Bugün Silivri cezaevinde olmasaydım, ben de uzun yıllardır birlikte basın özgürlüğü mücadelesi verdiğim sizlerle bir arada olacaktım. Şimdi bir gazeteci olarak bulunduğum yerden, verdiğiniz mücadelenin ne kadar anlamlı ve önemli olduğunu bir daha anlıyorum. Bizler Cumhuriyet gazetesinin susturulmasını ve yok edilmesini amaçlayan bir siyasi operasyon kapsamında yaklaşık 3 ay önce tutuklandık ve savcılıkta bize yöneltilen sorulardan terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına faaliyet göstermekle suçlandığımızı anlıyoruz.
Gerçekten de savcının bu suçlamayı nasıl olup nasıl delillendireceğini merak ediyoruz. Çünkü hepimiz içtenlikle ve büyük bir doğrulukla bize atfedilen suçlar delille desteklenemez. Söz konusu iddialar delillerle destekleniyor olsaydı, hakkımızda bir yargı süreci söz konusu siyasi operasyonun amacı doğrultusunda başlatılabilirdi. Ancak zaman geçiyor, tutukluluğumuz bir cezaya dönüşüyor ve yargısız infaza maruz bırakılıyoruz. Gariptir hakkımızda hiçbir suç delili olmadığı için suçluyuz. Bir suç delili olmadığı için yargı süreci erteleniyor. Çünkü tutuklu kalmamız isteniyor ve bu içinde bulunduğumuz dönemin bir karakteristiği.
Gazeteciliğin kriminalize edilmesi ve gazetecilerin hiçbir şekilde suç oluşturmayan mesleki faaliyetlerinden suçlanarak cezaevinde tutulmaları, bir kez daha ülkemizdeki basın özgürlüğü ve hukuk açığının başlıca sorunlarından biri haline gelmiştir. Bu bilinçle bir tutuklu gazeteci ve basın özgürlüğü aktivisti olarak hepinizi selamlıyor ve mücadelenizde başarılar diliyorum"